Makalelerin iceriginden, editörlügümüz veya dernegimiz sorumlu degildir.

Samstag, Januar 13, 2007

Erdogan Aktas / Internet Haber

‘Gerçekçi’ bir AK Parti tahlili

Önyargıları ve düşünmeden yapılacak eleştirileri hemen yanıtlamak için peşinen şunu söyleyeyim ki, okuyacağınız yazı, AK Parti’ye destek veya bir AK Parti eleştirisi değildir. Sadece bir durum tespitidir ki; nedense insanlar bunu görmüyor ya da görmezden geliyor.

Gelin bundan 16 yıl öncesine gidelim. 1991 yılında yapılan ara seçimlerden, dönemin Refah Partisi büyük başarıyla çıkmıştı. Neticede, sadece birkaç ilçenin, yerel yöneticileriydi seçilen ve gerektiği kadar önemsenmedi. Belki politik küçümseme, dudak büzme. Bunu bir ‘tepki’ gibi algılayıp yok sayma. Ya da taktik.

Peki daha sonra ne oldu? Hemen söyleyeyim, önce İstanbul ve diğer büyük şehirler, ardından önemli iller ve ilçelerin bir çoğu, yerel seçimlerde Refah Partisi’ne geçti. Ve sonraki, daha sonraki seçimlerde de. Demem odur ki, bugünkü AK Parti’yi anlamak için, geçtiği süreci, seçim sonuçlarını ve takip eden seçimleri iyi değerlendirmek gerekir. Özellikle de yerel seçimleri.

Yerel yönetimler siyasi açısından olduğu kadar, seçmene, insana dokunabilme özelliği ile çok önemlidir. Eğer bir parti ya da bir kişi, yerel yönetici olarak seçiliyor ve ardından takip eden yıllarda da halkın oyunu almaya devam ediyorsa, bu noktayı iki defa düşünmek gerekir.

Özal’ın ANAP’ını bitiren yerel yönetimler olmuştur, tabii SHP-CHP’yi de. Peki bu zamana kadar AK Parti (RP, FP ve SP dönemlerini de dahil ederek) aldığı belediyelerden (birkaç istisna dışında) hangisini kaybetti takip eden seçimlerde. Tabi ki bazı ilçeler örnek olabilir. Ama İstanbul, Ankara, Bursa gibi kentlere bakarak yanıtını arayalım.

İstanbul Kağıthane’de kazanan bir belediye başkanı, parti adı değişse bile, aynı siyasi orijinine sadık kalarak, seçmene ulaşmayı hep başardı. Bakırköy’ü düşünsenize bir. Eski Bakırköy bölündü ve içinden kaç ilçe çıktı. Bunlardan kaçı şu an AK Parti yönetiminde değil?

AK Parti’nin büyümesini ve neticede ortaya çıkan sonucu, yani bugünkü tek parti iktidarını değerlendirirken, gelişim sürecini göz ardı etmemek gerekir. AK Parti’yi yerel seçimde iktidarda tutan anlayışı da iyi tahlil etmeli.
Tam tersi örnekler de verebiliriz tabi. Kadıköy ve Şişli’de de aynı partinin adayları yıllardır seçilme başarısını gösteriyor. CHP ne sonuç alırsa alsın, Kadıköy’deki kitle Belediye Başkanı’nın arkasında duruyor. Bunun bir nedeni olmalı değil mi?

Tıpkı RP, FP ve SP gibi, AK Parti de gökten zembille inmedi Türkiye’ye. Yapısı ve seçmen kitlesi nedeniyle taşralı ve Anadolulu olarak nitelenen AK Parti’nin, özellikle büyük şehirlerdeki oy oranı ve yerel yönetimleri taşımasındaki beceriyi neye bağlamak gerekir?

Sadece irtica tartışmalarının, sadece başörtü-türban ifadelerinin yer aldığı bir eleştiri biçimi, AK Parti’nin başarısızlığını değil, onu eleştiren siyasi yapının ideolojik kısırlığını ve tahlil beceriksizliğini ortaya koyar.

“Değişti-değişmedi” tartışmaları bile yanlış bir üslupla yürütüldü, hem AK Parti için, hem de Recep Tayyip Erdoğan için. Bir dönem elini öptükleri liderlerine-abilerine karşı çıkıp, parti içinde rakip olmak bile başlı başına bir değişim değil miydi? Başkalarının anladığı değişim ile siyasal İslam orijinli bir partinin ve onun tabanının anladığı değişim aynı değil. Sonuç mu?

Kimine göre başarı, kimine göre değil. Kimine göre kötü şehircilik örneği, kimine göre bedava dağıtılan kömür. Kimine göre İslami yapılanma, kimine göre artık rüşvetsiz iş yaptırma. Öyle ya da böyle. Sonuç ortada.

Keine Kommentare: